Kızıl ırmaklarda çarpan gök gürültülerinin matemi,

Tabiatın erdemi ile terbiye edilen bir kimsesiz nankör kütle,

Pıhtılaşmış kanla çevrili mazi madalyonundan alacaklı bir kopmuş azınlık,

İç güdülerden kas haraketlerine değin çelik tozları saçılmış bir azınlık.

Zihinlerin tözünden kılıçlara nakşettirilen taze kanlar ki,

Güneşin doygun ve kavurucu ışın taneleri altında parıldıyor apak apak.

Bulut dehlizlerinin damarlarında ebedi şarkılarını fısıldayan,

Zafer nidaları yıldırımlar enginliğinde kılıçlarını kanayan gözlerle göğe doğrulturlar.

Misyonuna kendisini kesmek pahasına bağlı bacakların,

Senkronize bütünlüğe yabancı olmayan hareketleri,

Yağmur selleriyle yıllarca esaret altına alınmış çamur birikintileri dik başlı asi,

Sükûniyet taşan hınçla döverek ileri bildikleri ufkun yolunda,

Harap zafer taklarını postallardaki çamur kalıntılarıyla boyuyorlar.

Spektrumu var oluşun yok oluşa paralelliğinde vuku bulan,

Halen atımla direnen içi boş savaş toplarına bir toplu zambak demeti,

Geçmişin ihtişamlı nidalarının çatlak sütunlarını yıkabilmenin erdemi,

Ölümün dahi bitap düştüğü ıssız mevzilerdeki görkemli cesetleri yakabilmenin iradesi....